29 Nisan 2012 Pazar

Dudağını ısırdı belli belirsizce. Şekilsizliğimize gülümsedi, söylemek istedikleri vardı, ama biliyordu çok gereksizdi. Aranarak ceplerindeki dostunu buldu ve gene gülümsedi, o ağacın altında seslerde sesini yitirdi.

"Kediler"

24 Nisan 2012 Salı

İçinde hiçbir şeyin durağan olmadığı bir hayat yaşıyoruz. Çocuk bahçesinde dadısını yitirmiş bir çocuk gibiyiz. Sağda çocuklar evcilik oynarlar, eğlenirler; onlarla ilgisi yoktur çocuğun. Solda çocuklar körebe oynarlar, eğlenirler; onlarla da ilgisi yoktur çocuğun. Ağaçlıkta gün kararmıştır, yitik çocuk geri dönme güveni bulamaz kendinde, bekçiye sormayı da beceremez; durur bakar ötekilere. Korkusu, kuşkusu, berikilerin oyunları kafasının içinde durmadan kovalar durur birbirini.


20 Nisan 2012 Cuma

Beklemek.



Neyi bekliyorsun?

Bana bir şey olmasını bekliyorum.

Evet yaptığım en iyi iştir beklemek. Sıkıntısızdır, sorunsuzdur, güneşi görmene gerek yoktur. Ben de usul beklerim. Yüzümle beklerim, dudaklarımla beklerim, sesimle beklerim ve en sonunda gözlerimi kapatır beklerim. Evet yaptığım en iyi iştir beklemek. Yılları beklerim, ayları beklerim. Zamandan korkmadığım için en iyi yaptığım iş beklemek. Bazen üzülerek bekliyorum, bazense kocaman kocaman her şeye inat gülerek. Ama yaptığım en iyi iş beklemek. Ve şu sıra bir şeyler olmasını bekliyorum.


13 Nisan 2012 Cuma

Bazı şeyler üstüme yapışmıştı. Benle olmadıklarını biliyordum ama beni dönem dönem sardıklarını da biliyordum. Kelimeler gibi, sesler gibi yapışmıştı. Oraya girdiğimde hep aynı köşede aynı sayfada o sesle buluyordum kendimi. Gülümsüyordum. Daha açık olmamı isterdin ama inan ki bunu yapamıyorum. Çünkü ulu orta hissettirilen bir şey değil bu. Biraz sinsi. O kitabın sayfalarını yok etsem kimse bilmese benden başka belki daha az üzülürdüm. Üzerime yapışıyordu hala o kelimeler. Kurtulmanın tek bir yolu vardı. Herkese fütursuzca sunuyordum tenimi.

"Tıkırtı" adlı öykümden.

http://fizy.com/#s/16po12