13 Nisan 2012 Cuma

Bazı şeyler üstüme yapışmıştı. Benle olmadıklarını biliyordum ama beni dönem dönem sardıklarını da biliyordum. Kelimeler gibi, sesler gibi yapışmıştı. Oraya girdiğimde hep aynı köşede aynı sayfada o sesle buluyordum kendimi. Gülümsüyordum. Daha açık olmamı isterdin ama inan ki bunu yapamıyorum. Çünkü ulu orta hissettirilen bir şey değil bu. Biraz sinsi. O kitabın sayfalarını yok etsem kimse bilmese benden başka belki daha az üzülürdüm. Üzerime yapışıyordu hala o kelimeler. Kurtulmanın tek bir yolu vardı. Herkese fütursuzca sunuyordum tenimi.

"Tıkırtı" adlı öykümden.

http://fizy.com/#s/16po12

2 yorum:

  1. kelimelerin en kötü etkisi de bu, okundukça daha da üzerine yapışıyor insanın. çekip almakla da gitmiyor, bir şekilde derinin altına sinip yerleşiyor. sonra da bir yığın kurtulma çabaları...

    YanıtlaSil
  2. Kelimelere sunuyorum bazı şeyleri gereksizce. Sonra yapışıp kalıyorlar. Her anında boşluklarından süzülüyorlar. Teşekkür ederim yorumun için.

    YanıtlaSil