22 Eylül 2012 Cumartesi

Zekamın sekteye uğradığı, hiçbir işime yaramadığı dönemdeyim. Bu koca yerde ormanlara karışarak yürüyorum. Sorumluluk yok, bekleyen yok bir de beklediğim yok. O kadar yürüyorum ki akşam aklımda çeşitli mukayeselere yer vermeden kısa süreli her şeyden uzaklaşma eylemini yerine getiriyorum.

Başarının tanımını yapıyorum her gördüğüm yeni insanda ve bu şeyin acımasızca şekil değiştirdiğini görüyorum ve o zaman kendimin de bir başarı timsali olabileceğime inanıyorum.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Yağmur

Bu şehre yağmuru yağdırdığıma göre azıcık dinginim. Azıcık kızgınım. Azıcık da uzağım. Azıcık değil çokça özlüyorum. O kadar kalabalık var ki gözüm takılmıyor kimseye. Bir bütün olarak algıladığım şeyleri tüttürüyorum. Şimşek çakıyor. Neden gittim ki? Bazen şehirler boğar bizi. ya o bize galip gelecektir ya da bir çift gözü peşine takarak gideceksindir. Hatırlatırsın sonraları. Geçmiş dersin, yaşanmış bitmiş dersin ve bazen sadece hatırlamak için yaşarsın. Bazense dolu gözlerle bakmak için. Bir sürü saçmalıkta beni yücelten bir yer burası. Yürümenin batmadığı, yorulmadığım, uyumadığım, sevmediğim, sevilmediğim bir yer burası.